Posts

Showing posts from 2017

İtikad

Kâimdir Allah.
Hâdisdir insan.
Evveli yoktur O'nun
ne de sonu.
Nas ise zaman ile
perdeli, topraktır sonu.
Alemler, gezegenler, yıldızlar
uçsuz bucaksız kara madde
Her biri Rabbin ilminden bir parça,
Felsefecilerin yanıldığı nokta,
Kâimdir evren diyenler,
nasıl açıklar başlangıcı olmayan bir insanı
Adem'in ve evrenin yaratılışı
Kur'an'da apaçık var iken.
İbn-i Sina ve Farabi
fazla Aristo okumaktan
evren sonsuzdur, başı ve sonu yoktur
dediler ki tam bir akıl tutulmasıdır onların ki
Cehl-i mürekkep bu olsa gerektir,
kendisi Hz. İsa'nın çare bulamadığım
en hazin hastalıktır dediği.
Ben biliyorumla bulaşır,
İnkâr ile nihayet bulur.
Sonsuzdur Allah-u Teala
Mahluktur insan.
İnsanı ebedi saadete
kavuşturacak olan
Rabbidir ancak.
Böyle öğrendik ehl-i sünnet kitaplardan.
Dünyada her an devinim,
Dün ki çiçek soldu gitti,
ölenler ayrıldı moleküllerine,
Henüz yok olmuyor,
Her şey yek diğerine dönüşüyor
Ta ki vaad edilen Sura üfürülene dek.
Dünyadaki her zerrenin bilgisi
Rabbim…

İkisinden Biri

Elbet biri bekleyen,
Biri gelen olur,
Biri aşar yolları,
Biri ötelerde duran.
Biri kurşun olur,
Şehit olabilmesi için diğeri,
Bir insan imtehan olur,
Diğeri sabretsin diye.
Eshab-ı kehf olur saklanan zulümden,
Diğerleri Yecüc ve Mecüc
Zulmeti saklanmış kavimler.
Biri buse olur dudakta,
Diğeri düğüm boğazda,
Biri sıcak bir çay olur,
Diğeri alçak bir hendek,
Gebe kalır kelimeler sonraki olaylara,
Kimiyse sükut ile Eshab-ı Sabr olur.
Vazgeçer kimi yarı yolda,
Sebatın tarihini yazar kimi sedasız yiğit yürekler,
Ahh! Benim tezatlarla dolu küçük aklım,
Rabbim yaratmış herşeyi çift, ve zıt
Her şey muhtaç yek diğerine
Ateş havaya, ölüm hayata.
İkisinden biri,
Kurtuluş yolu,
İkisinden biri
Onun rahmeti.

Me'va 2017 Ramazan 15




Rıhle

Image
Kelimeler dizilmiyor yan yana, dilim dönmüyor anlatmaya,
Her an taşacak bir pınar gibi yüreğim,
Kâh akıyor gözlerden, kâh çıkıyor dilden.
Şükür ile vecd ile dönüp duruyorum aynı yerde,
Rabbim bizi bu yola koydu, ürperiyorum yolu kırarım diye.
Öyle bir yol ki billûrdan, Süleyman'ın sarayı gibi
7000 senelik mesafe onun üzerinde bir ân.
Basarken o velilerin ayak izlerine,
Rabbim haketmedim, haketmedik bu nimeti diye
Kalbim elimde sıkıyorum dehşetle,
Ama bir huzur çekiyor sessizce menzilden
Ufka doğru her adımda o cazibeyle yürüyor bu garip
Rabbim bu yoldan ayırma! zikri dilde
Edepten lalelerin boyun büktüğü,
Kenarları uçurum, üstü bahar dalları.
Ortalığı bir koku kaplamış misk-ü amber.
Sanki yolun taa ötelerinde O Nebiler Nebisi,
Resuller Resulü, Habibullah tebessüm ediyor,
Nur üstüne nur.
Sevdiklerinin yolunda yürümeyi nasip et ya Rab!
Me'va 2017 Ankara

Ölümle İlk Tanıştığım Gün

Küçücük bir kuştan böyle çıkıyorsa can, dehşete düşmemek elde mi kendi nefsim için,
Korkudan değil, ölüm anındaki yoğunluktan irkiliyorum. O öyle bir an ki kimisinde bilgelik, kimisinde sadece boşluk.

İnsanın en bilge anı, daha ötesi yok öğrenecek ölümden gayrı. Dünya ne küçük, insanlar ve ben ne budala. Başka hiç bir hayvana verilmemiş anlayış, doğruyu yanlıştan ayırt edebilme mantığı. Fakat nasılda gizliyoruz mantığımızın bize dediğini kalın duvarların arkasında. Ölümü unutmak için alıyoruz her nefesi, an be an ona yaklaşırken.
Sessiz, sakin ve huzurlu bir son nefes istiyorum Rabbim! Üzmeye fırsat vermeden... Okyanusların derinlerinden....
Meva 2003
(Sevgili kuşum Botiş'in öldüğü sene)

Tek Kelime

Bir çiçek olsam kırlarda,
Derip koklar mısın?
Bir avuç toprak olsam yerde,
Alıp saklar mısın?
Hasta düşsem gurbet elde,
Gelip yoklar mısın?
Ölüm günü baş ucumda,
Durup bekler misin?
Meva. A. Önyurt