Gerçekler Süleymaniye Kütüphanesinde Saklı

Dünya acı doldu, fitne çoğaldı.
Rabbim yardımcılar göndersin! Amin.
Kıyamet alametleri tek tek zuhur ederken
Herkes şüpheyle bakar yek diğerine,
Aileler harap, çocuklar bile gelecekten bitap.

Dindar görüntüsüne aldanma,
Ne dindarlar dinden bi-haber.
Kalbim temiz diyen nefsine kapılmış,
İki taraftan da küfür akıyor oluk oluk.
Dini herkes etti oyuncak,
Sünnete, Selef-i Salihin, Hülefayı Raşidin'e
sıkı sarılan ecdadımız varken,
Bize ne gerek Camiül Ezher mezunu
ilim adamlığından yoksun Mısırlı masonlar.
Abduh, Efgani, Seyyid Kutb, Mevdudi, Benna ve İkbal
diye yaldızlanarak övülen zavallılar.
Yutturdular Batılılar akıl ve mantıkda İslam geridir diye
Onlara şirin gözüküp kurtulmaz bu kutsal Sancak
Ayrılık itikadda değildir, bunu bir anlayamadılar,
İbadetlerin uygulanmasında ufak farklılıkları,
Çatışma ve anlaşmazlık diye yutturdular.
Mezhep ile fırkayı birbirine karıştırdılar.
Hiç bir tarihi vesikada kavga olmamıştır
Şafiilerle Hanefiler arasında.
O dedikleri Mutezile ve Haricilerdir
Ki onlar kimi küfre düşmüş kimi de fasık olmuştur.
Her biri İslam'ı felsefeye dönüştürmenin derdinde,
Kitapları İslam Alimlerinin çoğunu kötülemekte,
Dikkatle bakıldımı amaç, nakle göre değil akla göre dindir,
Doğruların arasına yerleştirilmiş sinsi yalanlarla,
Akla göre dinse istedikleri her akla göre yeni bir din olur
"Parçala yönet" taktikleri ile İslam alimi yutturdukları
bu isimlere ve daha nicelerine dikkat etmeli, oyuna gelmemeli
Ehl-i Sünnet yolunda birleşmeli,
sonradan çıkan dinde reformculardan
ceylanın kaçtığı gibi kaçmalı.
Rabbim ıslah eylesin, zürriyetimize Hülefa-yı Raşidin sevgisi nakşetsin.
İbn-i Abidinler, Gazali'ler, İmam-ı Rabbaniler, Ebussuudlar
ve satırların yetmeyeceği Alimler dururken Süleymaniye'nin tozlu raflarında,
Abdülhamit Han'ın taltif ettiği Seyyid Abdülhakim-i Arvasi'nin
duası  ve himmetiyle Hüseyin Hilmi Hoca'nın büyük gayretiyle
cilt cilt o raflardan faydalanarak yazıldı Faideli Bilgiler.

Bizi dinimize uzaklaştıran kalleş Batılılar
tir tir titriyor Osmanlı ruhu dirilecek diye.
Aman dostlar ne olur uymayalım
 üç günlük dünya için nefsimize.
Ama en mühimi uydurmayalım
 üç günlük tatmin için dinimizi dünyamıza.
O vakit her yeri kaplar kesif bir yalnızlık,
her kafadan bir din çıkar
farkına bile varmadan insan
dinden çıkar.
Büyüklerin himmeti ve fütuhhat gayreti
sağlam olmasaydı yayılır mıydı üç kıtaya Osmanlı?
Ey kendine alim süsü veren din adamları,
ne olur yakmayın, bilmediklerinizle bilmişlik yapmayın,
"Bilmiyorum, kitaba bakalım" demenin büyüklüğüne mazhar olun.
Kibrin sinsice istila ettiği, makam ve mevki ile imtehanımız
Din adamı bir fen dalında da alim olmalı,
Edille-i Şeriyye'den taviz asla vermemeli.
Ortadoğuda kanı durdurmak istiyorsak,
Şii ve Vehhabilikle ilgili reddiyeleri yaymalı son sürat.
Bunlara verilen cevaplarla dolu tozlu rafları Süleymaniye'nin
Her kim küçümser ise 15.000 eseri,
O ki kara cahildir.
Feyz alınır bazen Resullullahın sallallahu aleyhi ve sellem
yolundaki bir velinin tek kelimesinden.
Bu kitaplar kurtaracak bizleri,
Emr-i maruf, neyh-i münker.
Bizimkisi acizane kısık bir sestir.
Acı dolu her yanımız, hepimizin kanı yere düşen.
Nasıl güleyim, bu dünyadan zulümle göçen
şehitler ve çocuklar varken.
Ama onlar affedildi ve kurtuldu, Rablerinin katında
Şefaat edecekler 70.000 Müslümana hem.
Esas geride kalan bizler içindir ENDİŞEM. 
Meva, 28 Eylül 2016

Comments

Popular posts from this blog

Evet, öyle ise varım!

Ölüler Duyar, Canlılar Söyler